İÇERİSİNE DOĞDUĞUN DİLİ BİLMEMEK ÇOK BÜYÜK AYIPTIR.
Kueşx’able 1 № ortaokulunun kapısından girer girmez duvardaki büyük afiş dikkatinizi çeker. Afişte şöyle yazıyor: “başka dili bilmemek ayıp değildir,fakat kendi dilini bilmemek çok büyük ayıptır”
Okulun yöneticileri de eğitmenleri de öğrencileri de bu sözü hiç akıllarından çıkartmıyorlar.
38 yıldır bu okulda görev yapan Dzıbe Sare ile yakın zaman önce,eğitimcilerin şartları,ihtiyaçları,okulda yürütülen faaliyetler konusunda bir röportaj yaptık,kıdemli eğitimci konuşmamız süresince tekrar tekrar ana dilin öğretilmesi konusuna değindi.
90’lı yıllardan itibaren Adige dilinin öğretilmesi konusuna okullarda daha çok önem verilir oldu.Fakat çocukların kullancakları kitaplar,dergiler ve benzer materyallerin yetersizliği bir çok sıkıntıya neden oldu,fakat buna rağmen anadilimiz yeniden güç kazandı.
Eğittiğimiz gençlerden başarı kazananlar ve övgü ile bahsedebileceğimiz pek çok kimse var,şu dönemlerde “dilim-zenginliğim” yarışmasına hazırlanıyoruz,bütün bunlar beni sevindiriyor fakat öte yandan ana dilimize hakettiği değerin gösterilmemesi beni üzüyor.
Gençlerimizden ana dilini doğru dürüst bilmeyen pek çok kimse vardır ne yazıkki,bunlar ana dillerini ihmal ederek Rusçaya yöneliyorlar fakat kendi ana diline hakim olmadan başka hiç bir dile hakim olamazsın. Çocuğa ilk öğretilecek şey budur,ancak ana dilini öğrendikten sonra o çocuk düşünce ve kavrama yeteneği bakımından gelişebilir.
Henüz kreş çağında başlamak üzere ana dili ile sizinle iletişim kurabilen çocuk ancak kendi halkına dönük,kendi kültürü ile ilgili olarak yetişir.
Bizi çevreleyen dünyayı tanıtırken “eto şto – bu nedir” diyerek sormanın anlamı da gereği de yoktur, doğru soru “mır sıt – bu ne” olmalıdır.
Bu şekilde sorarak çocuğun Adige gibi düşünmesini sağlayabilirsiniz ancak,ayrıca da kavramasını kolaylaştırmış olursunuz.Çünkü daha anne karnındayken çocuk anne babanın iletişim dilini hissetmeye kavramaya başlıyor.
Anadilini bir kenara iterek başka bir dili çocuğun dudaklarına zoraki yerleştirmeye kalkışmak onun düşüncelerinin de yarım yamalak biçimlenmesine neden olmak demektir.
Doğru yöntem,ana dilini tam olarak öğrettikten sonra diğer dillerin eğitimine başlamaktır.Aksi takdirde çocuk ne tam olarak Adige olur ne de tam olarak Rus olur,iki dile de hakim olmadığı gibi düşünceleri de bölük pörçük bir insan ortaya çıkar.
Dilin örenilmesi anne babaının yanında,ailede başlar.Onlar o dili tam olarak kullanıyorlarsa,aile ana diline gereken değeri gösteriyorsa ,o ailede yetişen çocuğun ana dilini sevmemesi öğrenmemesi mümkün değildir.
Mensubu olduğun halkın dilini bilmiyorsan kullanmıyorsan yaşatmıyorsan sahip çıkıp geliştirmiyorsan, kendini buna rağmen o halkın bireyi olarak nasıl görebilirsin ?
Böyle bir şeyin mümkün olduğuna inanmıyorum,çünkü halkın dili yoksa halkın kendisi de yoktur.
Bu gün Adige çocuklarını bekleyen gelecek nedir ?
Önümüzde pek parlak bir gelecek olmadığını biz şimdiden görebiliyoruz.
Öğrencilerin ana dillerini bilmedikleri yönündeki eğitimcilerin şikayetlerine bir kısım velilerin cevabı “bir benimki mi öyle” şeklinde oluyor.
Ne acıdır ki bu soruyu soranlar yalnız değiller,keşke yalnız olsalar fakat günden güne böylelerinin sayısı artıyor.
Bu durumda, anne babalar başkalarının kötüsünü örnek alacaklarına kendilerinin olanı iyileştirmeye çalışmalılar. Cemiyetler ailelerden oluşur,bizler ailelerimizi geliştirirsek ulus gelişir.
Doğrudur,çocukların eğitimnde kullandığımız programlar eskimiş durumda,bunların yenilenmesine çalışıyor bir taraftan,fakat bu süre içerisinde bizler elimiz kolumuz bağlı oturamayız,ana dilimizi korumak v geliştirmek her birimizin boynunun borcudur.
Ana dil eğitimine ayrılan ders saatleri de oldukça yetersiz durumdadır,şu anda mevcut süreler çocuğa gereği gibi bilgi vermek için yeterli değildir,verilen bilgi yüzeyseldir sadece.
Ayrıca genç eğitimcilerimizi daha aktif kullanabilmeliyiz,bu konuda yüksek eğitim alanlara layık görevler vererek teşvik etmeliyiz.
Ana dilini bilmeyenleri,kullanmayanları anadilini ve mensubu olduğu halkı beğenmeyenleri kınamanın dışlamanın zamanı gelmiştir artık.
Çünkü bu gün onların sırt döndükleri ana dillerini yarın çocuklarının da konuşmayacağından eminim.
Böyle bir şey bizim gibi mevcudu az halklar için çok büyük bir darbedir.
Hepimiz bir arada elele tutuşursak birbirimize destek olursak ancak o zaman bu zorlu dönemi atlatabilir, bir millet olarak ayakta kalabiliriz,ancak o zaman dilimizi geleneğimizi,kültürümüzü muhafaza edebiliriz.
Adige psalhe gazetesi.
Çeviri:Ergun YILDIZ